videooynat




Background By KawaiiSpace
Stars Glitters

Stars Glitters


Make your own custom scroller sign at ProfileMix.com!

« Önceki |

19/11/2007

NEDEN İSLAMİYETİ SECTİLER

Yabancıların müslüman olmalarına sebep olan şeyler 

Bir çok diplomat, devlet, ilim ve fen, hatta din adamlarının müslüman oluşları, İslâmiyetin büyüklüğüne hayran kaldıklarındandır. Misyonerler, milyarlar harcayarak Hıristiyanlık propagandası yapıyorlar. Hâlbuki propagandasız birçok yabancı, İslâmı seçmiştir. Bu sebeplerin birkaçı şöyle:

1- İslâmda tek ilah vardır. Hıristiyanlıktaki üç tanrı inancı, ilim sahiplerince saçma görülmüştür.

2- İslâm, sadece ahiret saadetini değil, dünyada da mutlu yaşamanın yollarını bildirmiştir.

3- İslâmda, her çocuk günahsız doğar. Hıristiyanlıkta ise, günahkâr doğar. Bu da, akla, ilme, aykırıdır.

4- İslâmda, ibâdetlerin mabette yapılma şartı yoktur. Her yerde ibâdet edilebilir. Hıristiyanlar, kilisede putu, papazı aracı yaparak ibâdet eder.

5- İslâmda günahları yalnız Allah affeder. Hıristiyanlıkta, güya papazın, günahları affetme ve dinden çıkarma yani aforoz etme gibi yetkisi vardır.

6- Yahudi kendini asil bilir. Hıristiyan, zenciyi aşağı görür. İslâmda ise ırk, renk ve dil ayrımı yoktur.

7- İslâmda bütün peygamberler beşer, yani insandır. Ancak seçilmiş, günahsız insandır. Hiç kimse, diğerlerinin günahını çekmez. Hıristiyanlıkta, Hz. İsa Oğul tanrıdır, günahkârların affolması için çarmıhta ölmüştür. Bu da akla ve ilme aykırıdır.

8- İslâmda hurafe yoktur. Diğer dinlerde ateşe, güneşe, taşa, heykele tapılır.

9- İslâmda, "Dinde zorlama yoktur" düsturu vardır. Hiç kimse dine girmeye zorlanmaz. Hıristiyanların dine sokmak için yaptıkları işkenceler ve mezheb kavgaları meşhurdur.

10- İslâm, iç temizliği yanında, dış temizliğe de çok önem verir. Meşhur Versay Sarayında yıllarca bir hela yoktu. Bu, Hıristiyanların ne kadar pis olduğunu göstermeye kâfidir.

11- İslâm, sömürüyü reddeder. Bunun için kapitalizmi, komünizmi kabul etmez. İslâm hariç, hiç bir dinin ekonomi sistemi yoktur. Bugün Hıristiyan ülkelerde kapitalizm hakimdir.

12- Müslümanların geri kalışları sebebi, dinlerinin icablarına uymamalarındandır. Hıristiyanların maddi refaha kavuşmaları ise, dinlerinden uzak kalmalarındandır. Müslümanlıkta cahil olan dinden çıkar, Hıristiyanlıkta ise, âlim olan Hıristiyanlığı bırakır.

13- İslâmda, alkol, uyuşturucu ve kumar haramdır. Zinanın cezası ise, ağır olduğu için, fuhuş yaygınlaşamaz. Hıristiyan Batı, fuhuş bataklığı içindedir.

14-İslâm, en yeni ve en son dindir. Kur'an-ı kerim, günümüze kadar hiç bozulmadan, bir kelimesi bile değişmeden gelmiştir. Hâlbuki İncillerin birbirini tutmadığını herkes bilir.

15-İslâm, kadınlara çok kıymet vermiş, onlara en büyük hakları tanımış, (Cennet anaların ayağı altındadır) buyurmuştur. Hiçbir din kadına bu değeri vermemiştir.

16-İslâm dini bir milletin değil, bütün insanlığındır. Allahü teâlâ, (Rabbülâlemin)dir, yani bütün âlemlerin Rabbidir.

Niçin Müslüman oldum?

(Atlas Okyanusu ile Akdenizin birbirine karışmadığını gördüm ve ilmen de tesbit edilmiştir. Bunun 1400 sene önce Kur'an-ı kerimde bildirildiğini duyunca, müslümanlığın hak din olduğuna inanıp müslüman oldum.) Kaptan Kusto (Fransız)

Kur'an-ı kerim, Allahın adı ile başlıyor, Allahın birliğini bildiriyordu. Hayretim arttı. Tevhid dini olan müslümanlığı seçtim. Cat Stevens (İngiliz)

İslâm, çağları ardında sürükliyen bir dindir. Müslüman olmakla, çağlarüstü dini seçmiş oldum. Roger Garaudy (Fransız)

Anarşinin ancak İslâm ahlâkına sahip olmakla önleneceğine inandım. İçkiyi bıraktım, tesettüre girdim ve namaza başladım. Tına Gfanzıl (Alman)

İslâmda, ırk, renk ve dil farkı gözetilmediğini, herkesin eşit olduğunu, namaz kılarken de rütbe ayrımı yapılmadığını gördüm. Müslüman oldum. Thomas Clayton (Amerikalı)

İslâm, en iyi şeyleri ihtiva eder. Hiç bir dinde kardeşlik, İslâmdaki gibi değildir. Dr. Rolf Freiherr (Avusturyalı)

İslâm, sevgi, doğruluk, temizlik ve güzel ahlâkı emrettiği için müslüman oldum. A.Uemura (Japon)

İslâmı akla da uygun bulup müslüman oldum. Cecilla Cannolly (Avusturyalı)

İlim Çinde de olsa alın hadisini okudum. İslâmın ilme verdiği önemi görünce müslüman oldum. Mr. Board (Amerikalı)

İslâm, israf ve cimriliği yasaklayan, maddi- manevî her hususta en güzel kaideleri olan dindir. Albay Ronald Rockwell (Amerikalı)

İslâm dünya ve ahiret mutluluğunu gösterdiği için müslüman oldum. B.Karai (Zengibar)

Putlara değil de, bir Allaha ibâdet etmeyi, doğruluğu, emanete riayeti, insanların haklarını gözetmeyi emreden İslâmiyeti kabul ettim. Necaşi (Habeş İmparatoru)

Tufeyl bin Amr, usta bir şairdi. Onun gibi şiirden anlıyan pek azdı. Kur'an-ı kerimi okuyunca, onun şiir ve beşeri bir söz değil, ilahi bir kelam olduğunu hemen anlayıp müslüman oldu.

 

 

19/11/2007

NİÇİN İSLAMİYET

Kendi dinlerini değiştirecek islâmiyeti kabul eden, muhtelif ırk, ülke ve meslekten insanların islâmiyeti niçin kabul ettiklerine dair, çok yerleri birbirinin aynı olan açık ve samimi beyanları ve kendileri müslüman olmadıkları hâlde, Allahü teâlâya inanan ve müslümanlığa hayran olan birçok meşhur kimsenin, islâmiyet hakkındaki düşünceleri kitaplarda yazılıdır. Onların bu beyanlarından dinimizin diğer dinlerden olan farkı ve üstünlüğü kendi ağızlarından şöyle meydana çıkmaktadır:

- İslâm dini, tek halık [yaratıcı], tek mabud tanır. Bu tek mabudun ismi, Allahü teâlâdır. İnsanların akl-ı selimi, onlara tek Allah olduğunu telkin eder. Diğer dinlerde bulunan birden fazla mabud mefhumunu [kavramını] akıllı bir insan kabul edemez.

- İslâm dini, insanlara yalnız ruhi bilgiler vermekle kalmaz, aynı zamanda onlara

dünyada ne yapmaları gerektiğini bildirir ve onlara rehber olur.

  En Üstün Din
Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde mealen şöyle buyurmaktadır:

(Allahü teâlâ, Peygamberini, hidayet ve hak din, İslâmiyet ile gönderdi. İslâm dinini, diğer dinler üzerine üstün kıldı.) [Muhammed aleyhisselamın hak] Peygamber olduğuna şahid olarak Allah yeter.) [Feth 28]

(Müşrikler istemese de, islâm dinini diğer bütün dinlerden üstün kılmak için resulü Muhammed aleyhisselamı, [sebeb-i hidayet olan] Kur'an ve İslâm dini ile birlikte gönderen Allahü teâlâdır) [Saf 9]

Ve Allahü teâlâ vâd ediyor:

(Allahü teâlâ şükredenlerin mükâfatını verecektir.)

Burada şükretmek demek, Kur'an-ı kerimin istediği gibi, tam müslüman olmak demektir. Allahü teâlânın verdiği nimetleri, Onun emrine uygun olarak kullanmak demektir. Bugün dünyada bir milyardan ziyade müslüman olduğu bildirilmiştir Yani, dünyada her 4 kişiden biri müslümandır. Eğer bu müslümanlar, Allahü teâlânın emrettiği gibi, ruhen ve bedenen tertemiz insanlar olur, birbirlerine kardeşçe bağlanır, çalışır, her sahada ilerlemeye başlarsa, Allahü teâlâ da, onlara mükâfatını verecek, o zaman müslümanlar, tıpkı kurun-ı vüsta (ortaçağ)da olduğu gibi, medeniyetin en önüne geçeceklerdir. Allahü teâlâ, bize bunu vâd ediyor. Allahü teâlâ, hiçbir zaman vâdinden dönmez.

Dinimizin diğer dinlerden farkı:

Günahkâr Doğmak (!)

- Hıristiyanlar, insanların günahkâr olarak doğduğunu, dünyada ancak kefaret vermek ve azab çekmek için bulunduğunu iddia ederken, islâm dini, insanların masum [günahsız] doğduğunu, her çocuğun, Allahü teâlânın sevgili kulu olduğunu, akil, baliğ olan insanların kendi yaptığı işten mesul bulunduğunu, doğru yolda kaldıkları müddetçe, ahiret nimetlerinden de bol bol faydalanabileceklerini söyler.

- İslâmiyet, ibâdet, duâ ve tevbe etmek için, kul ile Allahü teâlânın arasına kimseyi sokmaz. Bunları yapmak için papaza ihtiyaç yoktur.

İslamda hurafeler yoktur
- İslâm dini, çok mantıki bir dindir. Kur'an-ı kerimde anlaşılmıyan ve hayat şartlarına ve fen bilgilerine uymıyan bir tek hüküm yoktur. Verdiği emirler gayet faydalıdır. İslâmda hurafeler yoktur. Putlara, resimlere, heykellere tapmak gibi, ancak ibtidai kavimlerin ve puta tapanların kabul ettiği ve hâlâ hıristiyan dininde bulunan akıl almaz hususlar, islâm dininde bulunmaz.

- İslâmiyet hangi ırk, dil ve ülkeden olursa olsun, bütün müslümanların birbirinin kardeşi olduğunu bildirir. İslâm dininde, Allahü teâlânın huzurunda herkes birbirine müsavidir. Namaz kılarken, en büyük rütbeli bir müslüman ile en küçük rütbeli, en zengin ile en fakir, bir beyaz ile bir zenci müslüman yanyana durur ve Allahü teâlâya birlikte secde ederler.

- İslâmiyette, Peygamberler, bizim gibi bir insandır. İnsanların, her bakımdan en üstünüdürler. Vazifeleri, Allahü teâlânın emirlerini bize bildirmektir. Güzel ahlâk ve seciyyeleri sebebi ile, Allahü teâlâ onları seçmiş, kendilerine bu vazifeyi vermiştir. Şimdiye kadar gelmiş bütün Peygamberleri islâm dini kabul eder ve onlara hürmet eder.

- Hıristiyanlık, insanı sadece Allahü teâlâdan korkutur. İslâmiyet ise, insana Allahü teâlâyı sevdirir. Müslüman, Allahü teâlânın kendisini sevmiyeceğinden korkar.

- İnsanların öldükten sonra ne olacaklarını, ahiret hayatını, hallerini hiç bir hıristiyan din adamı izah edemiyor. Bunu, en güzel ve en mufassal şekilde izah eden din, İslâmiyettir.

- İslâmiyet, kimseden, anlıyamadığı şeyleri kabul etmesini istemez. Diğer dinlerde olduğu gibi (sır) kabul edilen akideleri yoktur.

- İslâmiyette, herhangi bir işte önce Kur'an-ı kerime müracaat etmek, orada bulamadığı hususları Resulullahın sünnetinde aramak, orada da bulunmadığı hususlar için, akl-ı selime göre ehil olanların ictihad etmesi [o işin hükmünü beyan etmesi] esastır.

- İslâmiyet, en yeni bir dindir. Kur'an-ı kerim, ilk gününden bugüne kadar hiç bozulmadan, bir kelimesi bile değişmeden gelmiştir. İçinde, her ihtiyacı karşılıyacak ahkam [hükümler] vardır. Bu, o kadar açıktır ki, artık başka bir din gelmiyeceği, insanların dini ihtiyaçlarının tamamiyle temin edilmiş bulunduğu, islâm dininin hakiki Allah dini olduğu kendiliğinden meydana çıkar.

- İslâmiyet, Allahü teâlâyı (Rabbülâlemin) yani bütün âlemlerin Allahı olduğunu beyan etmiştir. Başka dinlerde olduğu gibi, yalnız o dine mensub olanların Allahı olarak düşünülmez.
Zorla dine sokmak yoktur
- Müslüman olmak için kimse kimseyi zorlamaz. Kur'an-ı kerimde Bekara suresinin ikiyüz ellialtıncı ayetinde mealen, (Zorla dine sokmak yoktur) emri vardır. Hâlbuki hıristiyan misyonerler, insanları zorla veya menfaat vâd ederek hıristiyan yapmaya uğraşırlar.

En mükemmel ictimai nizamı tayin etmiştir
- İslâmiyet, iktisadi bakımdan kapitalist ve komünist düşünceleri reddeder. Fakiri korumuş, zengini de kötülememiştir. Zenginlerin, fakirlere zekât ve sadaka vermesini emretmiştir. Ayrıca dünyadaki çeşitli millet ve ırklara mensub müslümanları bir araya getirerek [Hac gibi], dünyada en mükemmel ictimai [sosyal] nizamı tayin etmiştir.

- İslâmiyet, alkollü içkileri, kumarı ve uyuşturucu maddeleri haram etmiştir. Dünyadaki en büyük fenalıklar, bu üç belâdan hasıl olmaktadır.

- İslâmiyette ibâdetler, yalnız Allahü teâlâya şükretmek, Onun sevgisini kazanmak için yapılır. İbadet saatleri muayyen olduğundan, bunlar insanları intizama, senede bir ay tutulan oruç ise, iradesini kuvvetlendirmeye ve nefsine hakim olmaya alıştırır.

- İslâmiyet, temizliğe çok önem veren bir dindir. İbadete başlamadan önce, vücut temizliğini emreden yegane din, islâmiyettir. Diğer dinlerde böyle birşey yoktur. İslâmiyette, ibâdetler kısa olduğu için, bunlar günlük hayat üzerinde aksi bir tesir yapmaz.

- Hıristiyan rahiplerin vaazlarında söyledikleri, fakat kendilerinin ve diğer hıristiyanların hiçbir zaman yapmadığı hilm, yardım ve merhamet gibi iyi huylar, yalnız müslümanlarda vardır.

- İslâmiyet, fakirlere, kimsesizlere, misafirlere ve hangi dinden olursa olsun, yabancılara yardım etmeyi emreden tek dindir.

- İslâmiyette, her yerde ibâdet etmeye müsaade edilmiştir. İbadet için muhakkak camiye gitmek mecburiyeti yoktur. Bir müslüman, bir başka dinin mabedine tecavüz etmez ve mecbur olunca bir kilisede de namaz kılabilir.

- İslâmiyet, insanları, çalışmaya, faydalı, şeyleri öğrenmeye, önce kendi aklı ve gayreti ile iş görmeye başladıktan sonra, Allahdan yardım istemeye davet eder. (Bir saat tefekkür ve faydalı iş görmek, bir sene ibâdete eşittir) diyen başka bir din yoktur.

- İslâmiyet, ruh ve beden temizliğidir. Bu ikisinin müsavi tutar. İslâmiyette, yalnız sevgi, güler yüz, tatlı söz, dürüstlük ve iyilik etmek vardır.

- Teselli arıyan bir zavallı, bunu ancak Kur'an-ı kerimde bulur. Kur'an-ı kerimde, muhtaçları teselli eden, onları ferahlatan, ne yapmaları gerektiğini öğreten birçok güzel nasihatler vardır.

Kadına Değer Verir
- İslâmiyet, kadınlara çok kıymet vermiş, onlara en büyük hakları tanımıştır. İslâm dininde birkaç kadınla evlenmek gibi bir emir yoktur. İslâm dini, bu hususta belirli bir adedi geçmemek ve bazı haklara riayet etmek şartıyla izin vermiştir. İslâm dini zuhur ettiği zaman, Araplar istedikleri kadar kadınla, onlara hiçbir hak tanımaksızın birlikte yaşarlardı. İslâmiyet, kadınları bu feci vaziyetten kurtarmış, onların haklarını korumuştur. Muhammed aleyhisselam, (Cennet anaların ayağı altındadır) buyurarak, kadınlara mümtaz [seçkin] bir mevki vermiştir. Hiçbir dinde bu imtiyaz yoktur.

Adaleti emreder 
Rum Kayseri Herakliyusun büyük ordularını perişan eden İslâm askerlerinin başkumandanı Ebu Ubeyde bin Cerrah hazretleri, zafer kazandığı her şehirde adamlarını bağırtarak, Rumlara, Halife Hz. Ömerin emirlerini bildirirdi. Humus şehrini alınca buyurdu ki:

(Ey Rumlar! Allahü teâlânın yardımı ile ve Halifemiz Ömerin emrine uyarak bu şehri de aldık. Hepiniz ticaretinizde, işinizde, ibâdetlerinizde serbestsiniz. Malınıza, canınıza, ırzınıza, kimse dokunmayacaktır. İslâmiyetin adaleti aynen size de tatbik edilecek, her hakkınız gözetilecektir. Dışardan gelen düşmana karşı, müslümanları koruduğumuz gibi sizi de koruyacağız. Bu hizmetimize karşılık olmak üzere, müslümanlardan hayvan zekâtı ve uşr aldığımız gibi, sizden de, senede bir kere cizye vermenizi istiyoruz. Size hizmet etmemizi ve sizden cizye almamızı Allahü teâlâ emretmektedir.)

Humus Rumları, cizyelerini seve seve getirip, Beyt-ül-mal emini Habib bin Müslime teslim ettiler.

Herakliyusun, bütün hıristiyan ülkelerinden asker toplayarak Antakyaya hücuma hazırlandığı haberi alınınca Humus şehrindeki askerlerin de, Yermükteki kuvvetlere katılmasına karar verildi. Ebu Ubeyde hazretleri şehirde memurların şöyle bağırmalarını emretti:

(Ey Hıristiyanlar! Size hizmet etmeye, sizi korumaya söz vermiştim. Buna karşılık, sizden cizye almıştım. Şimdi ise, Halifeden aldığım emir üzerine, Herakliyus ile gaza edecek olan kardeşlerime yardıma gidiyorum. Size verdiğim sözde duramayacağım. Bunun için hepiniz Beyt-ül-mala gelip, cizyelerinizi geri alınız! İsimleriniz ve verdikleriniz, defterimizde yazılıdır.)

Suriye şehirlerinin çoğunda da böyle oldu. Hıristiyanlar müslümanların bu adaletini, bu şefkatini görünce, senelerden beri Rum imparatorlarından çektikleri zulümlerden ve işkencelerden kurtuldukları için bayram yaptılar. Sevinçlerinden ağladılar. Çoğu seve seve müslüman oldu. Kendi arzuları ile Rum ordularına karşı İslâm askerine casusluk yaptılar.

İslâm devletlerinin meydana gelmesi, yayılması asla, saldırmakla olmadı. Bu devletleri ayakta tutan, yaşatan, büyük ve başlıca kuvvet, iman kuvveti idi ve İslâm dininde çok kuvvetli bulunan adalet, iyilik, doğruluk ve fedakârlık meziyeti idi. Kur'an-ı kerimde buyuruldu ki:

(Allah, adaleti, iyilik yapmayı, akrabaya bakmayı emreder. Hayâsızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı meneder.) [Nahl 90]

(Ey iman edenler! Bir millete olan öfkeniz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olunuz!) [Maide 8]

* / * / * / * / * / * / * / *

 

6/11/2007

HAKKA SIGINMAK

Maddi ve fani alemde, ruhumuzu manevi açıdan beslediğimiz sürece,huzuru yakalama şansına sahip olabiliriz. Maneviyatın zayıf olduğu bir vücut, fonksiyonları zamanla negatif tesirler verebilir. Zamanımızın büyük hastalığı olan depresyon,  manevi zaaflığımızdan kaynaklanıyor. Beyin ve kalp ritimleri sadece maddesel olarak, taamlara,bir yere kadar ihtiyaç duyarlar.Çoğunlukla maneviyattan beslenir ve vücut bulur.Yani başka bir değişle İslam'ın 'teslimiyet' noktasını kavradığımız zaman,göreceğimiz tek şey,hayatımızın çıkmaz sokaklarında mahsur kalma endişesi olmadan, olan biteni yaradana havale etme ve sabretme olacaktır.İnsan, elinden gelen çabayı sarfetmeli ve sonucuna  teslim olmalı.İstediği sonuca ulaşamadığında isyan tememeli. Ya değilse, iç dünyasını yıpratır ve piskolojik buhranlarla karşı karşıya kalabilir.Depresif insan hem kendine zarar verir, hemde etrafındakilere.İnsanoğlu hep arayış içerisindedir. Mutluluk kaçan bizde kovalayan hükmündeyiz.Aslında mutluluk bizim gönül dünyamızda, kalbimizde. Kendi lisanı haliyle Allah'ı zikreden bir kalp,ritmini bu zikirden alıyor. Her bir kalp atışı Allah-Allah diye atar. İnsan beyni bu boyutta düşünüp o zikri duyabildiği sürece mutludur. Mutluluk ne başkasının kalbinde-sevgisinde nede bir eşyada veya çocukta.Herkes mutluluğun sırrını çözedursun.Bu zaten oturup düşünen insan için çok basit bir formüldür.

Yeter ki beyin fonksiyonlarını, sadece onun kurduğu düzene uyduralım.  Bizse aciz halimizle haşa ona meydan okurcasına karşı geliyor, asileşiyoruz.

 Hiçbir zahmete gerek kalmadan yapabildiğimiz tefekkür sayesinde onu tesbih etmek gönül dünyamızı zenginleştirir. Bu iş için ne paraya nede yorulmaya gerek vardır.Beyin öyle muhteşem yaratılmıştır ki, düşünceyle bile ona ulaşabiliriz.Düşünce gücü ve bilgiye ulaştıran  merak dürtüleri insan için altın anahtar hükmündedir. Bu donanım içerisinde insan için aşılamayacak sorun olmamalı. Zira ölüm haricinde herşeyin makul bir çıkar yolu vardır. Yeter ki akıl sağlığımızı zedeliyecek hayat tarzından kaçalım.İnsan kendinden hep daha güçlü olanlara sığınma ihtiyacı hisseder.Herşeyin kudreti, varlığın tek sahibi olan rabbimiz sığınılacak tek güçtür.Çünkü bizim gibi aciz bir varlık olan bir başka insana sığınmak divaneliktir.Pratikte insan ne kadar güç,makam-mevki sahibi olursa olsun, mutlaka zaaf duyduğu bir açığı vardır.Yani bütün kusurlardan münezzeh değildir.Bu bağlamda bir insandan medet ummak ne kadar doğru olur tartışılır.

Hakim ve Rahim sahibi dururken başkasına sığınmak neden?  

 

 

 

6/11/2007

HAC VE FARZLARI

HACCA GİTMEK[1]

İslâmın beşinci şartı hacdır. Ya’nî, ömründe bir kerre, Kâ’be-i mu’azzamaya gitmek farzdır. İkinci ve dahâ sonra yapılan haclar, nâfile olur. Hac, lügatda, kasd etmek, yapmak, istemek demekdir. İslâmiyyetde, belli bir yeri, belli bir zemânda, belli şeyleri yaparak ziyâret etmek demekdir. Bu belli şeylere (Menâsik) denir. Menâsikden herbirine (Nüsük) denir. Nüsük, ibâdet demekdir. Hac ve ömreye de nüsük denir. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, hicretin onuncu yılında, Kusvâ adındaki devesine binerek hacca gitdi. (Dürr-ül-muhtâr)da, Cum’a nemâzı sonunda diyor ki, (Ticâret yapmak ve hac etmek için giden kimsenin, hac niyyeti ziyâde ise, sevâb kazanır. [Sevâbın mikdârı, hac niyyetinin çokluğuna göre değişir.] Ticâret niyyeti çok ise veyâ iki niyyet eşit ise, hac sevâbı kazanamaz. Fekat, şartlarını yerine getirdi ise, yalnız farzı yapmış olur. Farzı yapmamak azâbından kurtulur. Gösteriş için yapılan her ibâdet ve hayrât ve hasenât sevâbı da böyledir).

Hac yapan kimseye, hâcı denir. Üç dürlü hâcı vardır:

1 — Müfrid hâcı: İhrâma girerken, yalnız hac yapmağa niyyet eden kimsedir. Mekkede oturanlar, yalnız müfrid hâcı olur.

2 — Kârin hâcı: Hac ile ömreye birlikde niyyet eden kimsedir. Önce ömre için tavâf ve sa’y edip, sonra ihrâmdan çıkmadan ve traş olmadan, hac günlerinde hac için, tekrâr tavâf ve sa’y yapar. Kırân hac sevâbı, diğer ikisinden fazladır.

3 — Mütemetti’ hâcı: Hac aylarında ömre yapmak için ihrâma girip ve ömre için tavâf ve sa’y yapıp ve traş olup ihrâmdan çıkar. Memleketine gitmiyerek, o sene, terviye gününde veyâ dahâ önce, hac için ihrâma girerek, müfrid hâcı gibi hac yapan kimsedir. Yalnız, tavâf-ı ziyâretden sonra da sa’y yapar. Temettü’ hac sevâbı ifrâd hacdan çokdur. Hac ayları, Şevvâl, Zil-ka’de ayları ile, Zilhiccenin ilk on günüdür. Kârin ve mütemetti’ hâcıların şükr kurbanı kesmesi vâcibdir. Kurbanı kesemiyecek ise, Zilhiccenin yedi, sekiz ve dokuzuncu günlerinde ve bayramdan sonra yedi gün dahâ oruc tutması lâzım olur. Hepsi on gün olur. Mekkeliler kârin ve mütemetti’ olamaz.

Ömre, hac zemânı olan beş günden başka, senenin her günü, ihrâm ile yapılan, tavâf ve sa’y yapmak ve saç kazımak veyâ kesmekdir. Ömre, ömründe bir kerre, hanefî ve mâlikîde müekked sünnet, şâfi’î ve hanbelîde farzdır. Farz olan hacca (Hacc-ı ekber) veyâ (Haccetül-İslâm) denir. Ömreye (Hacc-ı asgar) denir.

Haccın şartları, farzları, vâcibleri ve sünnetleri vardır. Şartları da iki nev’dir:

A — Vücûb şartları, İmâm-ı a’zama göre, sekizdir:

1 — Müslimân olmak.

2 — Kâfir memleketinde olanın, haccın farz olduğunu işitmesi.

3 — Akllı olmak.

4 — Bâlig olmak.

5 — Hür olup, köle olmamak.

6 — Geçim ihtiyâcından fazla olarak hacca götürüp getirecek ve geride kalanlara yetecek kadar, halâl parası olmak. Buradaki ihtiyâc da, zekâtdaki gibidir. [Birinci kısm, 80. ci maddeye bakınız!] . Harâm malı olana, hacca gitmek değil, bunları sâhiblerine ödemek farzdır. Harâm mal ile hacca giden, hac yapmamak azâbından kurtulur ise de, hac sevâbı kazanamaz. Gasb edilen yerde nemâz kılmağa benzer. Böyle kimselerin ibâdetlerine mâni’ olmamalıdır. Günâhlar ibâdetlere mâni’ değildir. Parasının halâl olduğunda şübhesi olan, sevâb kazanmak için, (Yahyâ efendi fetvâsı)nda yazılı olduğu gibi, bir kimseden ödünc alıp bununla hacca gitmelidir. Borcunu şübheli parası ile ödemelidir. [Müttekîler, her ihtiyâclarını te’mîn ederken, böyle yapmışlardır.]

7 — Hac vakti gelmiş olmak. Hac vakti, Arefe ve bayram günleri olmak üzere, beş gündür. Yolda geçen zemân da düşünülerek, vücûb şartları, bu zemân başında mevcûd olan kimsenin ömründe bir kerre hacca gitmesi farz olur. Dâr-ül-islâmda bulunup malı olan kimsenin, hac vakti gelince, kendine hac farz olup olmadığını bilmese de, hacca gitmesi farz olur.

8 — Hacca gidemiyecek kadar, kör, hasta, çok ihtiyâr ve sakat olmamak.

B — Edâ şartları dörtdür:

1 — Mahbûs ve men’ edilmiş olmamak.

2 — Hac için gideceği yolda ve hac yerinde selâmet ve emniyyet olmak. Gemi, tren, otobüs ve tayyâreden tehlükeli olan ile gitmek lâzım olduğu zemân, hacca gitmek farz olmaz. Eşkıyâların, hâcıların canına, malına saldırdığı yıllarda hacca gitmek farz olmaz. Birkaç hâcının öldürülmesi özr sayılmaz. Hac için ayak basdı parası, vergi, rüşvet vermek câizdir. Malını, canını, hakkını kurtarmak için rüşvet vermek, her zemân câizdir. Rüşvet istemek günâh olur.

 
--------------------------------------------------------------------------------

3/6/2007

EYUP SULTAN CAMİİ

Kara surları ile Haliç surlarının birleştiği yerin dışında yer alan Eyüp Camii ve Türbesi İslam dünyasının kutsal yerlerinden kabul edilir. Eyüp-el Ensari Hz. Muhammet'in bayraktarlığını yapmış bir şahıstı, 7 yy. Arap kuşatması esnasında burada ölmüş, İstanbul'un Türk kuşatması sırasında mezarı keşfedilmiş, sonradan türbe ve şehrin ilk camii buraya yapılmıştı. İlk camii zelzeleden ötürü yıkılınca 1800 de bu günkü inşa edilmişti. İslam'ın kutsal Cuma günleri inançlı kalabalıklar türbeyi ziyaret ederler. Yaşlı ağaçlar, uçuşan güvercinler, namaz kılanlar, dua ve ziyaret edenler, türbe ve camii civarını mistik, renkli bir atmosfere büründürür. Avludaki türbenin duvarları değişik çağların çinileriyle kaplıdır. Tarihi kaynaklar bu semtin Bizans devrinde de kutsal bir mahal olduğunu; aziz bir kimsenin yatırının ziyaret edilerek yağmur duaları yapıldığını kaydeder. Fatih’ten sonra tahta geçip silah kuşanan sultanlar Eyüp Sultan türbesini ziyaret ederek merasimi tamamlarlardı. Camii etrafı ve civar yamaçlar mezarlıklarla çevrili olup, meşhur Pier Loti kahvesi de buradadır. İstanbul aşığı şair ve yazar Loti sık, sık buraya gelerek Haliç’in o zamanki güzel ve doyumsuz manzarasını seydermiş.Dolunay gecelerinde bu küçük kafeden ve terastan görünen seyredenlere unutulmaz anılar yaşatır.

ŞEYTAN VE NEFİS ALDATMASI
Kevser Havuzu - Cumartesi, 02 Haziran 2007

Get your own Poll!

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı
Arama Motoru
Web'de Ara:
TV'de Bugün
Genel Haberler
Spor Haberleri: Kod:
Futbol Haberleri
ein Bildein Bild
Kuran-i Kerim Dinle
ein Bild

Sure İsmi

Media Player

Sure İsmi

Media Player

1-Fatiha Suresi

Dinle

50-Kaf Suresi

Dinle

2-Bakara Suresi

Dinle

51-Zariyat Suresi

Dinle

3-Al-i İmran Suresi

Dinle

52-Tur Suresi

Dinle

4-Nisa Suresi

Dinle

53-Necm Suresi

Dinle

5-Maide Suresi

Dinle

54-Kamer Suresi

Dinle

6-En'am Suresi

Dinle

55-Rahman Suresi

Dinle

7-A'raf Suresi

Dinle

56-Vakıa Suresi

Dinle

8-Enfal Suresi

Dinle

57-Hadid Suresi

Dinle

9-Tevbe Suresi

Dinle

58-Mücadele Suresi

Dinle

10-Yunus Suresi

Dinle

59-Haşr Suresi

Dinle

11-Hud Suresi

Dinle

60-Mümtehine Suresi

Dinle

12-Yusuf Suresi

Dinle

61-Saff Suresi

Dinle

13-Ra'd Suresi

Dinle

62-Cum'a Suresi

Dinle

14-İbrahim Suresi

Dinle

63-Munafıkun Suresi

Dinle

15-Hicr Suresi

Dinle

64-Teğabun Suresi

Dinle

16-Nahl Suresi

Dinle

65-Talak Suresi

Dinle

17-İsra Suresi

Dinle

66-Tahrim Suresi

Dinle

18-Kehf Suresi

Dinle

67-Mülk Suresi

Dinle

19-Meryem Suresi

Dinle

68-Kalem Suresi

Dinle

20-Taha Suresi

Dinle

69-Hakka Suresi

Dinle

21-Enbiya Suresi

Dinle

70-Mearic Suresi

Dinle

22-Hacc Suresi

Dinle

71-Nuh Suresi

Dinle

23-Mi'minun Suresi

Dinle

72-Cin Suresi

Dinle

24-Nur Suresi

Dinle

73-Müzzemmil Suresi

Dinle

25-Furkan Suresi